- Konu Başlıkları
- Bu Videoda Neler Var?
- Video Deşifresi
- İlgili Yazılar
Bu televizyon programı kaydında varis ve diğer toplardamar hastalıkları, varisin evreleri ve belirtileri, varise bağlı ayak bileği yaralarının (venöz ülser) neden oluştuğu, risk faktörleri ve tedavi yaklaşımları konuşuluyor. Program, Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız'ın doçentlik döneminde kaydedilmiştir.

Bu Videoda Neler Var?
- 01:43 Toplardamar hastalıkları ve varisin tanımı
- 02:38 Tanıda ultrasonun önemi
- 03:22 Varis ve varise bağlı yaralar ne kadar yaygın?
- 04:13 Damar basısına bağlı varis: Nutcracker ve May-Thurner sendromları
- 04:57 İyileşmeyen bacak yaralarında damarların değerlendirilmesi
- 05:26 Varisin evreleri ve belirtileri
- 07:36 Ayak bileği yaraları neden önemli?
- 08:46 Evreye göre tedavi yaklaşımları
- 10:32 Yara oluşmadan önceki belirtiler
- 12:03 Genetik ve mesleki risk faktörleri
- 14:18 Kronik yara bakımı
Video Deşifresi
Soru: Toplardamar hastalıklarının başında varis geliyor. Toplardamar hastalıkları deyince hangi hastalıkları kastediyorsunuz? Varis dışında damarlarda başka hangi sağlık sorunları olabiliyor?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Öncelikle varisin tanımını yapmak istiyorum. Varis, Latince "varix" kelimesinden türetilmiş; kıvrımlı damar demek. Varis, tüm dünyada sosyoekonomik yönden de toplumları etkileyen önemli bir sağlık sorunu.
Varis, damardaki yetersizlik dışında damardaki bir tıkanmaya bağlı olarak da gelişebilir; bu da çoğu zaman gözden kaçan bir konu. Tanıda radyoloji doktoru tarafından yapılan ultrasonografi çok önemli. Değerlendirme çoğu zaman yalnızca yetersizlik, yani reflü dediğimiz kaçak miktarının artışı üzerinden yapılıyor. Varisin damar tıkanıklıklarına veya dışarıdan bir baskıya bağlı da gelişebileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu noktada yetkin kişiler tarafından yapılan iyi bir ultrasonografik görüntüleme şart.
Varis ülkemizde de çok yaygın görülüyor. Son yıllarda özellikle ilgilendiğim bir konu oldu. Ülkemizde yaklaşık 17–18 milyon varis hastası olduğunu tahmin ediyorum. Varisin hiç istemediğimiz noktalara geldiği hasta grupları da var; toplardamar hastalıklarına bağlı gelişmiş bacak yaraları. Bunların neredeyse üçte biri, yani 5–6 milyon civarında kişide varise bağlı yaraların ya da oluşmak üzere olan yaraların bulunduğunu düşünüyorum.
Soru: Varis dışında toplardamarlarda başka hastalıklar da olabiliyor mu?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Tabii ki. Damar tıkanmalarına bağlı olarak da varis gelişebiliyor. Örneğin Nutcracker (fındıkkıran) sendromu, May-Thurner sendromu gibi farklı sendromlar var; bu hastalıklara onları tanımlayan bilim insanlarının adı veriliyor. Örneğin karın içindeki bir damarın başka bir damara baskı yapması sonucunda bacaktaki damarda yetersizlik, kan akımında yavaşlama ve pıhtıya kadar varan sorunlar oluşabiliyor. Bunlar çok daha nadir görülen ama göz ardı edilmemesi gereken hastalıklar.
Soru: Önceki sohbetimizde, bu tür yaraları olan hastaların çoğunun kalp ve damar cerrahisi uzmanı yerine cilt hastalıkları uzmanına gittiğini söylemiştiniz.
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Evet, bununla çok sık karşılaşıyoruz. Cilt hastalıkları uzmanı hekim arkadaşlarımızın da bu konuda dikkatli davranması gerekiyor. Bacağında iyileşmeyen yarası olan hastaları damar konusunda ilgilenen kalp ve damar cerrahisi uzmanlarına yönlendirirlerse, hastalar daha kısa sürede sonuç alabilir.
Soru: Varise dönecek olursak, varisin dereceleri ya da tipleri var mıdır? Derecesine göre ne tür yakınmalar olur?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Varisin hafif dereceden ağır dereceye kadar farklı evreleri var. Ben varisi aslında ikiye ayırıyorum: Bir hastalık boyutu var, bir de görsel kirlilik dediğimiz boyutu var. Yazın şort ya da mayo giydiğimizde bacaklarda görülen, örümcek ağı şeklindeki kırmızı kılcal damarlar sadece görüntü bozukluğu oluşturur; bunlar hastalık değildir. Ancak varis olma ihtimalinin bir habercisi olabilirler. Bu nedenle kılcal damar çatlakları dediğimiz örümcek ağı şeklindeki damarları gördüğümde mutlaka ultrasonla değerlendirilmesini öneriyorum; çünkü bir varis başlangıcı olabiliyor.
Varisi hafif evreden, orta dereceli kaçak miktarlarına ve 4. evre (grade 4) dediğimiz ileri evreye kadar geniş bir yelpazede inceliyoruz.
Soru: Hastalık ilerledikçe belirtiler neler oluyor? Herhalde 3. ve 4. evre çok daha riskli bir dönem.
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Evet, ileri evre damar çapının arttığı ve şikâyetlerin arttığı bir dönem. Bacaklarda huzursuzluk, dolgunluk hissi, uyuşukluk, ağrı ve yorgunluk hissi başlıyor. Özellikle baldır bölgesinde kasılmaları ve krampları çok sık görüyoruz. Hastaların çoğu gece uykusunda huzursuzluk hissettiklerini ve bacaklarında ağrı olduğunu söylüyor. Bir de çok önemli bir belirti var: özellikle ayak bileğinde kaşıntı. Tek başına kaşıntı dahi varisin bir bulgusu olabilir; bu şekilde vakalarım oluyor.
Soru: Varise bağlı olarak ayak bileğinde gelişen ülserlerin, yaraların önemi nedir? Beraberinde hangi sağlık sorunlarını getirebilirler?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Nerede ağrı varsa insanın canı oradadır derler. Ayak bileğinde akıntılı bir yara olduğunu düşünün; sosyal ve kültürel yönden ne kadar sıkıntılı bir durum. Bu yaralarda enfeksiyona kadar giden sonuçlar görebiliyoruz. Derinleşen yaralarda enfeksiyon kemiğe kadar ilerleyebiliyor ve bu durumda çok daha farklı sorunlar ortaya çıkıyor.
Soru: Bu tür yaraların açılmaması için varisin erken dönemde tedavi edilmesi gerektiğini vurguladınız. Günümüzde varisin evrelerine göre ne tür yöntemler var?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Hafif evrede, kişiyi görüntü olarak rahatsız ediyorsa köpük skleroterapi ve lazer tedavileriyle bu görüntü sorununu ortadan kaldırıyoruz. Daha ileri evrede ve hastanın damar çapı arttıysa bir müdahale gerekiyor. Eskiden genel anestezi altında açık müdahale yapardık. Artık bu yöntemler her yerde konuşuluyor; hastalarımız araştırmayı çok seviyor ve bilgili geliyorlar. Bu hasta gruplarında ben de radyofrekans ablasyon yöntemini uyguluyorum; yani termal ablasyon, yüksek ısıyla tedavi. Bu yöntemle hasta damarlar tedavi edilebiliyor. İşlem yaklaşık yarım saat ile 40 dakika arasında bitiyor ve genel anestezi verilmeden yapılıyor.
Hastanın ayak bileğinde bir yara varsa önce varis tedavisi yapılıyor. Bahsettiğim bu termal tedaviyle, yani ısı tedavisiyle damar kapatılıyor ve bacaktaki damarda oluşan yüksek basınç ortadan kaldırılıyor. Sonraki aşamada kompresyon tedavisi dediğimiz özel bandajlama tedavisi bir süre devam ediyor; 10–15 seans kadar bandajlama tedavisine geçiyoruz. Yara tedavisi aslında bir sanat; doktorluk da bir sanat. Yara tedavisi ayrı bir bilgi birikimi gerektiriyor. Hastaya ilgi ve bilgiyle, belli bir tecrübeyle yaklaşmak gerekiyor; hastanın da iyileşeceğine inanması önemli.
Soru: Yara tam oluşmadan önce bir takım belirtiler oluyordur. O dönemde bir doktora başvurmak tedaviyi de kolaylaştırıyor herhalde. Bu belirtiler neler?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Tabii ki, bizim amacımız da bu. İnsan hayatında konforu bozan her şey bir hastalıktır. Amacımız, daha kötü komplikasyonlar ve sorunlar ortaya çıkmadan hastaları uyarmak. Yaranın habercisi olarak özellikle ayak bileğinde kaşıntıdan bahsetmiştim. Ardından ciltte koyulaşma ve sertleşme başlıyor. Lökosit dediğimiz beyaz kan hücreleri, olmaması gereken yerde, ayak bileği bölgesinde birikerek dolaşımın daha da bozulmasına neden oluyor. Bu bölgede ciltte kalınlaşma, kızarıklık ve zamanla kahverengiden siyaha yakın bir renk değişimi meydana geliyor. Küçük bir travmada burada sıyrıklar ve yaralar oluşuyor ve bunların iyileşmesi zor oluyor.
Bu noktaya gelmeden önce aile öyküsüne de dikkat etmek gerekiyor; varisin genetik geçişi var. Bununla ilgili bir akademik çalışmamız da olacak. Annede, babada ya da birinci ve ikinci derece akrabalarda varis varsa ve ayak bileğinde şişme, yorgunluk gibi şikâyetlerimiz varsa, kalp ve damar cerrahisine başvurarak basit bir ultrason incelemesiyle damarlardaki durumu öğrenebilir ve buna göre önlemlerimizi alabiliriz.
Soru: Ailesel bir risk olduğunu vurguladınız. Variste başka risk faktörleri nelerdir? Sürekli ayakta kalanlar, örneğin cerrahlar ya da öğretmenler için mesleki bir risk de var herhalde.
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Evet. Bacak damarları en rahat, yatar pozisyonda ve dinlenirken çalışır. Ayağa kalktığımızda sabit duruyorsak ya da uzun süre hareketsiz oturuyorsak damara aslında zarar veriyoruz. Bu yüzden çok uzun süre oturmayı önermiyoruz. Varis hem genetik geçişi olan hem de bir meslek hastalığı. Uzun süre oturmak ya da uzun süre sabit ayakta kalmak risk oluşturuyor. Örneğin berberler, diş hekimleri, kasaplar ve fırıncılar gibi uzun süre sabit ayakta kalan meslek gruplarında varis hızla gelişebiliyor. Bu kişilerin dikkatli olması ve özellikle ailesel risk taşıyorlarsa mutlaka bir damar kontrolünden geçmeleri gerekiyor.
Soru: Varis ve tedavisi çok konuşuluyor ama varise bağlı bir yara açıldıktan sonraki tedavi çok konuşulmuyor. Kronik bir yara olduğu için güçlükler yaşanıyor. Kronik yara bakımı alanında ülkemizde neler yapılması gerekiyor?
Prof. Dr. Cenk Eray Yıldız: Bu arada Kalp ve Damar Cerrahisi Derneğimizin cerrahi yara bakımı çalışma grubunun başkanı seçildim. Bu konuda toplumu bilinçlendirecek paylaşımlarda bulunacağız. Kronikleşmiş yaralar çok büyük bir ıstırap. 10–15 yıldır, hatta daha uzun süredir ayak bileğinde yarayla yaşayan insanlar var. Hastaya gerekli özen, ilgi ve tecrübeyle yaklaşılırsa olumlu sonuçlar alınabiliyor. Bazı merkezlerde yara bakım üniteleri kuruldu; yetişmiş sağlık personeliyle ve başlarında bir sorumlu doktorun eşliğinde bacak ve ayak yaraları tedavi edilebiliyor. Hastaların da bu konuda dikkatli olması lazım; son noktaya gelmeden baştan bazı önlemler alınırsa, daha sonra çok daha zor bir süreçle uğraşmak zorunda kalmazlar. Tüm dünyada olduğu gibi, özellikle Avrupa'da bu konuda merkezler var; ülkemizde de son zamanlarda yaygınlaştı. Yara bakım ünitelerinde birkaç haftalık seanslarla yara bakımı tedavileri uygulanıyor.
İlgili Yazılar
- Ayak Bileği Yara Tedavisi Nasıl Olur?
- Varis Çok İlerlerse Ne Olur?
- Venöz Yetmezliği Belirtileri Nelerdir?
- Meslek Hastalığı: Varis
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.